“Hayır” Diyememe

Evet/Hayır

Evet, bazılarımız “hayır” diyemez. Evet/Hayır kelimeleri bir dilde genelde ilk öğrenilen ve de en çok kullanılan kelimeler arasında yer almalarına rağmen “hayır” diyemeyen insanlar bu özgürlükten yeterince yararlanamazlar.

Tek burun deliğinizi tıkayarak nefes alıp vermeyi deneyebilir misiniz şu anda? Lütfen deneyin, nasıl hissediyorsunuz kendinizi, oldukça kısıtlanmış değil mi? İşte “hayır” diyemeyenler de hayatlarını böylesine kısıtlanmış hissederler.

Ancak, 2 burun deliğimiz var ve bu boşuna değil. Nasıl ki hasta olup burnumuz tıkandığında daha rahat nefes alıp vermek için burnumuzu temizlemek ya da açıcı ilaç kullanma gereği duyarız, işte yine aynı şekilde sosyal yaşantımızda da sınırlarımızı genişletip kendimizi daha özgür hissetmek adına “hayır” kanalımızı açmamız gerekir.

Peki neden “hayır” diyemeyiz?

Hayır diyemeyiz çünkü “hayır” kelimesinin “evet” kelimesi kadar doğal olduğunun farkında değilizdir. “Hayır” kelimesi bir şekilde hep ekstra, adeta artık bir kelime gibi görünür gözümüze. Halbuki hayır diyebilme hakkı bize daha doğuştan bahşedilmiş olan meşru bir haktır ve kişisel sınırlarımızı koruyabilmek adına bir olmazsa olmazdır.

Çocuklara dikkat ederseniz “hayır” kelimesini “evet” kadar cömertçe kullandıklarını görürsünüz. Yine insanoğlunun oluşturduğu kanunlar, devlet sınırları vb. kavramlar beraberinde hep “hayır” anlayışını barındırır. Hayır diyemeyen kanunlar ve bir devlet olsa sizce nece olurdu o toplumun ve bireylerinin hali!?

Hayır diyemeyen insanlar, hayır dedikleri taktirde karşı tarafı kıracaklarını ya da karşı tarafın artık kendilerini eskisi kadar sevmeyeceklerini düşünürler.

Halbuki genelde insanlar anlamlı iletişimden hoşlanırlar. “Hayır”ın yer almadığı bir diyalog monolog haline gelerek sıkıcılaşacaktır. Bu tip insanların düşündüklerinin tam aksine, aslında sürekli her şeye evet dedikleri için başkaları artık onları cepte görecek ve anlamlı ya da anlamsız her talepleri “evet” yanıtıyla karşılandığı için de karşılarındakini kayda değer bir paylaşım anlamında değerli görmeyeceklerdir. Hatta farkında olmadan kendi isteklerini yaptırabilmek adına da iyi niyetlerini suistimale dahi gidebileceklerdir.

Hayır diyemeyen insanlar adeta kapana kısılmış gibilerdir. Sürekli evet diyerek hem başkalarının kendilerinden beklentilerini yüksek tutup onlara hiç bir zaman yaranamazken hem de hiç hoşlanmadıkları hatta nefret duydukları şeylere dahi evet demek zorunda kalarak mutsuzluğa sürüklenirler.

En sonunda “hayır” diyememelerinden kaynaklanan bu kapana kısılmışlık hissi, kendi hayatları yerine başkaları adına yaşıyormuş duygusuna da neden olacağı için hem kendilerine ve karşılarındakine hem de genel anlamda hayata karşı yoğun bir öfke hissederek her şeyin içindeki olumsuzluğa odaklanacaklar ve bu durum onları; yaşamlarını, insanları ve dış dünyayı anlamsız bulmalarına kadar götürebilecektir.

“Hayır” diyememenin derindeki gizli manası nedir?

Aslında yukarıda bahsettiğim daha yüzeysel nedenlere kaynaklık eden ve bir çok yazımda çoğu sorunumuzun ana kaynağı olarak altını çizmeye çalıştığım özgüven ve özsevgi kavramlarının önemini mevzu hayır diyememe olduğunda da görebiliriz.

Hayır diyemeyen insanlar, kendi içlerindeki “güven” ve “sevgi” duygularında bir eksiklik hissettikleri için bunu dışarıdan temin etme yoluna gidebilirler. Bu ister sevgi olsun ister güven, aslında temel manada bir çok duygumuzu içimizde sonlandırıp dışarıdan temin etme yoluna gittiğimizde elimizde kısa vadeli, sahte, yanıltıcı ve besleyici olmayan duygular kalacağını görebiliriz. Aslında bunu aynı yatalak bir hastanın suni gıdayla beslenmesine benzetebiliriz.

İnsanlara evet dediğimizde aldığımız en ufak bir olumlu karşılık ya da kaçılan bir gerginlik durumu, o gün için günü kurtararak içimizde o insanlardan sirayet ettiğini düşündüğümüz bir sahte sevgi ve güven oluşmasını sağlar. Ancak bu kısa süreli ve yanıltıcı duygularımız, uzun vadede tamamen yok olarak yerlerine karşılığında kendi kişiliğimizden, değerlerimizden ve tercihlerimizden verdiğimiz sonu gelmez bir ödün ve suistimal halini bırakacaktır. Ayrıca bizi en başta kendimize karşı yabancılaştırarak da içimizi öfkeyle dolduracaktır.

“Hayır!” demekten korkmayın!

Hayır diyemeyen insanlar, genelde mutsuzluktan muzdarip bir şekilde durumlarından şikayet ettiklerinde çok derin bir sorgulama yapılmasına gerek kalmadan aslında sorunun hayır diyememelerinden ve kişiliklerini ortaya koyup özgür bir hayat yaşayamamalarından kaynaklandığını kendileri vurgularlar. Onlar için sorun bellidir hem de apaçık bir şekilde ama esas soru nasıl değişebilecekleri ve artık “hayır” diyebilecekleri sorusudur.

Hayır diyebilmek adına öncelikli olarak yazının başında bahsettiğim “doğallık” sürecinin farkına varılmalıdır. “Hayır” diyebilmenin bir küstahlık ya bencillik durumu değil daha ziyade bir “benlik” durumu olduğu ve hepimize doğuştan bahşedilmiş bir hak olduğu görülmelidir.

“Hayır” diyebilme hakkı öyle bir haktır ki haklılığına dair en büyük kanıt da hepimizin yalnızca kendimize ait olan bir isme sahip olduğumuz gerçeğidir. Ayşe, Fatma; Ahmet ve Mehmet işte belki de sırf bu yüzden kendi hayatlarını yaşayabilme ve bağımsız isimlerini taşıyabilme adına bir şeyi istemediklerinde “hayır” diyebilmelilerdir.

Hayır diyebilmeyi kolaylaştıran noktaların başında yine “empati” kavramı gelecektir. Süreci kendi adımıza kolaylaştırmak için ailemizdeki, çevremizdeki, kitaplardaki ve medyadaki özgür ve özgüven sahibi olarak tanımlayabileceğimiz karakterleri gözlemleyebiliriz. Bu insanlar özgürlüklerine ve kişiliklerine nasıl sahip çıkıyorlar ve ne zaman nerede ve hangi durumlarda “hayır” cevabından yararlanıyorlar?

Buna cevap bulmak için kendimizi onların yerine koyduk; peki bir de bir rol değişikliğine gidelim, “hayır” diyecek taraf biz olalım ama normalde hayır demeye çekindiğimiz insanları karşımıza alalım. Acaba onlara hayır dememiz yeterli olacak mıdır yoksa bu cevaba destekleyici cümleler ekleyerek onu özel bir biçimde ve de belirli bir tutumla mı çerçevelememiz gerekecektir? Her aklı başında insan olumsuz bir yanıt aldığında karşılığında dayanak oluşturacak bir açıklama, bir sebep bekleyecektir değil mi?

Peki cevabımızı nasıl çerçeveleyeceğiz? Duygularımızı kullanabilir miyiz, peki ya mantıklı nedenlerimizi, kısıtlarımızı? Tabii ki kullanabiliriz hatta karşı tarafın da bunu mümkün olduğunca anlayabilmesi adına sakin bir tavırla onun empati kurmasını kolaylaştıracak bir şekilde bu örneklerden yararlanarak hayır diyebiliriz:

– “Hakan, sinemaya gelmek istemiyorum çünkü bu aralar dinlenmeye ihtiyacım var, son zamanlarda iş yeri çok yoğun, anlayışını rica ederim. Eğer sinemaya gelecek olursam dinlenemeyeceğim için daha da yorulacak olmam ertesi günümü olumsuz etkileyerek hastalanmama ya da işimi hakkıyla yapamamama neden olacaktır.”

– “Hayır babacığım, üniversitede o bölümü okumak istemiyorum. Benim adıma bunun doğru olduğunu düşündüğün için bu konuda bana katılmamanı ve üzüntünü anlayabiliyorum. Ancak, senin de beni anlamanı isterim çünkü o bölüm ilgimi çekmiyor. Bir süre dişimi sıkıp mezun olsam dahi ömür boyu sırf para için bu işi yapacak olmam beni ileride çok daha mutsuz bir insan yapacaktır. Bundan 15 yıl sonra karşında senin sözünü dinlemiş ve kaygılarını dindirmiş olan ama tüm maddi imkanlarına rağmen kendisini zindana hapsolmuş hisseden ve kahreden bir evlat mı yoksa sevdiği işte kendini çok daha geliştirmiş olduğu için başarıyı yakalamış ve hayattan zevk alan mutlu bir evlat mı görmek istersin?”

Tabii ki insanlar hayır diyebildiğiniz için her istisnada bunu kabul edecek ya da karşı koymayacak değiller. Ancak bunun korktuğunuz kadar zor ve sonuçlarının da olumsuz olmayacağını ve doğru bir şekilde “hayır” diyebildiğinizde bunu kabul ettirme başarınızın da oldukça yüksek olabileceğini ve beraberinde size yaşatacağı özgürlük hissiyle huzur duygusu sayesinde de çok ayrı bir mutluluk getireceğini göreceksiniz.

Ayrıca insanlar sizi daha iyi tanıyıp koyduğunuz sınırları da görebilecekleri için size duydukları saygı ve sevgide de artış olacağını ve ilişkilerinizin çok daha kaliteli ve değerli bir hal alacağını da görebileceksiniz.

Bazı durumlarda insanlarla çarpışmak ve ters düşmek kaçınılmazdır ve bu hayatın bir parçasıdır, zira ne yaparsak yapalım ağzımızla kuş tutsak dahi mutlak surette herkese yaranmamız imkansızdır. Bunun en büyük kanıtı da hali hazırda bir çok kişiye “hayır” diyemiyor olmamıza rağmen insanlara yaranamıyor olmamızdır. Bu yüzden en mantıklısı kendimiz olup kişiliğimizi ortaya koyarak “hayır” diyebilmektir.

Alıştırma önerisi:

Çok yakın bulduğumuz bir dostumuzla hayır demekte zorlandığımız konular üzerinde karşılıklı diyaloglar oluşturarak çalışabiliriz. Böylece ileride gerçek durumlarla karşılaştığımızda “hayır” diyebilmemiz kolaylaşacaktır.

Bireysel Danışman ve I-Control® Uzmanı Buğra Akyol, sizlerle daha mutlu ve anlamlı bir hayatın sırlarını paylaşıyor. Buğra Akyol’un uyguladığı I-Control® sistemi ile tüm sorunlarınızdan kurtulmak için buraya tıklayın. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir