Sorunlara Rağmen Mutluluk İçin 3 Sorgulama

Sorunsuzluk mümkün mü?

Zengininden fakirine, okumuşundan cahiline, şanslısından şanssızına, 7’sinden 77’sine herkesin ama herkesin hayatında mutlaka bir sorun olacaktır ve de olmalıdır çünkü hayatın kuralı budur. Hayat, insanından hayvanına, hayvanından bitkisine kadar her canlı için bir mücadeleden başkası değildir.

Durum buyken ilk ve en önemli adım, sorunları aşarak mutluluğu yakalamak olmalıdır. Mesela eşimiz bizi aldatıyordur ve bu bizi çok üzmektedir çünkü kendimizi ihanete uğramış ve de değersiz hissettirecektir. Bu yüzden ya ondan boşanacağız ya da özür dilemesini sağlayarak bunun kendi hatası olduğunu, sorunun bizden kaynaklanmadığını ve bir daha yapmayacağına yönelik bir söz alacağızdır.

Ya da iş hayatında hayatı bize zehir eden bir müdürümüz olduğunu düşünelim. Bu sorunu çözmek adına ya istifa edeceğiz, ya da başka bir birime kaydırılacağız ve ya müdürümüzün işten çıkartılmasını sağlayacağız.

Bu sorunları çözmemiz bize o ya da bu şekilde bir mutluluk getirisi sağlayacaktır. Ancak hayatta bu adımları atmak ya da sorunları aşmak çoğu zaman bu kadar da basit olmayacaktır. En azından koşuldan koşula değişebilecek ve gerçekleşebilmeleri adına belirli bir süre gerekebilecektir.

Mesela kimi insan eşinin kendisini aldattığını keşfettiğinde ona karşı sevgisini tamamen yitirerek ondan hemen ayrılıp mutsuzluğundan kurtulabilecekken kimi insan aldatılmasına rağmen eşine karşı sevgisinde herhangi bir azalma olmayacak ve sorununu çözemediği için çok daha mutsuz olacaktır. Hatta kişi, eşinden ayrılmak istese bile kanunlar buna pek de kolay imkan tanımayacak ya da ayrılık sonrası maddi koşullar kendi başına ya da çocuklarıyla ayrı bir eve çıkıp yeni bir hayat kurmasına engel olacaktır.

Mutluluğa dair 3 tür sorgulama

Sorunlarımız çözülemeyecek sorunlar olduğunda ya da çözümleri için kendimizin ve koşullarımızın değişmesi gerekip çözüm için ciddi bir zaman geçmesine gerek duyulduğunda mutsuzluktan başka bir seçenek göremeyebiliriz.

Ancak sorun ister aldatılma olsun, ister iş yerindeki huysuz müdürümüz ya da eşimizden dostumuzdan ilgi görmememiz ve de maddi imkansızlıklar, her türlü soruna rağmen mutlu olabilme şansı içimizde saklıdır.

Karşılaştığımız sorunlar nedeniyle çoğu zaman çaresizliği ve de dolayısıyla mutsuzluğu seçmemizin nedeni bilinçaltımızdır. Bilinçaltımızın yarattığı yoğun üzüntü ve de kimi zaman panik hali sağlıklı düşünememize ve de gücümüzü toplayıp gayret göstererek çözüm arayışına girmemize engel olur.

Sorunlarımıza rağmen mutluluğumuzu kaybetmemek adına yapabileceğimiz 3 tür bilinçli sorgulama vardır:

1- Sorunum nedir?

2- Sorunumu çözmek için ne yapabilirim?

3 – Sorunum çözülene kadar ya da çözülmese dahi bundan sonrası için nasıl mutlu olabilirim?

Şimdi de bu soruları eşi tarafından aldatıldığı için mutsuz olan birine yöneltelim…

1- Sorunumuz eşimizin bizi aldatması, bu yüzden mutsuzuz. Daha derine indiğimizde niye mutsuzuz? Çünkü kendimizi aldatılmış, değersiz, sevgisiz ve de eksik hissediyoruz.

2 – Sorunumuzu çözmek adına;

a) Onunla yüzleşmeyi seçerek onun bu eylemi hakkındaki duygu ve düşüncelerini dinleriz ve özür dileme ve tekrarlamama yoluna giderse onu affedebiliriz.

b) Uzman desteği alabiliriz.

c) Boşanma davası açabiliriz ya da evimizi ayırabiliriz.

d) Ebeveyn evine geri dönebiliriz.

e) Boşanmaya ve ayrı eve çıkmaya sosyal ve maddi koşullarımız el vermiyorsa maddiyatımızı nasıl iyileştirebileceğimize yönelik plan yapabiliriz. (Eğitim, iş arayışı, kredi vb.)

Diyelim ki tüm bunları gerçekleştirebilmek için zamana ihtiyacımız var ya da bir şekilde böyle bir imkanımız hiç yok ve adeta tüm şıkları tükettiğimiz bir kapana kısıldık.

3- Tüm bu sürece ve olumsuzluğa rağmen nasıl mutlu olabiliriz?

Aldatılan insanlara suçun kimde olduğunu sorduğunuzda genelde ya kendilerinin çok küçük bir kabahati bulunduğunu ya da hiç suçları olmadığını söyleyeceklerdir. Adı üstünde “aldatan” kendileri değil sonuçta suçlu karşı taraf tabii ki. Ancak bunu çok iyi bilmelerine rağmen bilinçaltları “neden” sorusuna cevap bulabilmek adına meseleyi deşecek ve eşlerinden ziyade kendilerindeki bir kusur ya da eksiklik nedeniyle aldatıldıklarını kanıtlamaya çalışacaktır.

Hal böyle olunca insanlar kendilerini yeteri kadar güzel, yakışıklı, çekici, akıllı, vb. görmeyerek değersiz, yetersiz, ve de eksik hissetmeye başlayacaklardır. Fakat gerçekte bir kişi tüm bunlardan bağımsız olarak da aldatılabilir ve sorun genelde aldatan kişinin kendisiyle ilgilidir. Bunun en büyük kanıtı da en güzel, yakışıklı, akıllı, başarılı ve popüler insanların dahi aldatılmalarıdır.

Aldatılan kendini bu denli yetersiz ve değersiz hissederken dışarıda kendisinden çok hoşlanıp tanışmak isteyecek olan ve kendisinin de tercih edeceği bir çok eş adayı bulunacaktır zira fiziksel ve sosyal özelliklerimizin tümü beğeni anlamında kişiden kişiye değişebilen mutlak olmayan özelliklerdir.

Kişi kendi değerinin farkına vardığında bunu meşrulaştırmak adına kendisini aldatan eşinden talep ettiği beklentisini bırakabilecek ve aldatma eyleminden kendisini sorumlu tutmayacağı için de buna eskisi gibi olumsuz bir anlam yüklemeyecektir. Bu denli özgüvene sahip ve güçlü bir birey için sorunlarını çözmek adına plan yapmak, sabırlı olmak ve ciddi adımlar atmak da fazlasıyla kolaylaşacaktır.

Çoğumuz için en büyük mutsuzluk kaynağı elimizden gelenin en iyisi yapıp yapmadığımız adına duyduğumuz o müthiş şüphe hissidir. Sorunlarımızın çözümüne dair bu 3 sorgulamayı gerçekleştirip görevimizi yerine getirdikten sonra bu şüphemizi dindirmemiz an meselesi olacaktır. Geleceğe dair şüphemizden kaynaklanan o müthiş bilinmezlik buğusu silindiği taktirde eskiden mutlu olmaya dair atamadığımız adımları da atmamız çok daha kolaylaşacaktır.

Bireysel Danışman ve I-Control® Uzmanı Buğra Akyol, sizlerle daha mutlu ve anlamlı bir hayatın sırlarını paylaşıyor. Buğra Akyol’un uyguladığı I-Control® sistemi ile tüm sorunlarınızdan kurtulmak için buraya tıklayın. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir